2010’da Askerlik Kaç Aydı?
2010 yılına geri dönüp, askere gitme yaşına gelmiş bir genç olarak düşündüğümüzde, askerlik süresinin ne kadar uzun olduğunu hatırlamak hiç zor değil. 2010’da Türkiye’de askerlik süresi 15 aydı. Bu süre, o dönemde askerlik yapan çoğu kişi için hem bir “yapılacaklar listesi” gibi bir zorunluluk, hem de kimisi için başlı başına bir “hayatta kalma” savaşıydı. Peki, 15 ay gerçekten çok muydu? Yoksa mantıklı bir uygulama mıydı? İşte bu soruların ardında biraz ironi, biraz da içsel bir tartışma gizli.
Askerliğin Artıları: Ne Kadar Gerçekten “Zorunlu” Bir Zorluktu?
2010’da askerliğin süresi 15 aydı. Uzun, evet, bunu kabul ediyorum. Ancak, o dönemdeki sürecin zorluğu sadece fiziki değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyordu. Zaten genç yaşta hayatın pek çok alanına dair ciddi kararlar almanız gereken bir dönemdeyken, askerliğin hayatın içine dahil olması büyük bir irade testi gibiydi. Özellikle büyük şehirlerde, iş hayatına atılmış ve kendini henüz çok fazla geliştirmiş hisseden bir gencin, aniden askere gitmek zorunda kalması stresli olabiliyordu.
Ancak bir yandan, bu süreçte kazandığınız deneyim de cabasıydı. Bunu daha çok devlet dairelerindeki işlerinizde ve “yardım” almak istediğinizde fark ettiniz. 15 ay boyunca askerlik yapmak, sosyal açıdan da bir eğitimdi. Farklı insanlarla tanışmak, onları anlamak, bir takım ruhu içinde çalışmak ve belki de bazen sinirlerinizi zorlayacak kadar tahammül göstermek… Bütün bunlar, hayatınıza yön verebilecek deneyimlerdi.
Askerliğin Eksileri: 15 Ay, Hangi Akıl Sağlığına Zarar Verdi?
Bunları yazarken, bir yandan da kafa karıştırıcı bir noktaya geliyorum. 15 ay süren askerlik, aynı zamanda büyük bir kayıp değil miydi? Bunu kabul etmek zor ama gerçekte 15 ay, çoğu genç için beklenmedik bir boşluk yaratıyordu. İşte, arkadaşlar, sevgililer, hayat planları ve hedefler… Bütün bunlar bir kenara bırakılmalıydı.
Beni en çok çileden çıkaran şey ise askerlikte geçen zamanın aslında devletin askere giden insana ne kattığıydı. Bugün o zamanları düşününce, elinizde “biri size ne kattı?” diye bir liste olsa, ne yazık ki çoğu kişi bu soruya “çok fazla bir şey” diyemiyor. Yapılacak pek çok iş var, ama bu işler ne kadar verimli? Kısacası, askerliğin 15 ay olması, o dönemin gençleri için bir anlamda hayal kırıklığıydı.
Buna ek olarak, her türlü sosyal medyanın daha yeni yeni popülerleşmeye başladığı bir dönemde, 15 ay boyunca bir şekilde haber alma, sosyal ağlara katılma gibi bir durum yoktu. Çoğumuz askere gitmeden önce “sosyal medyada aktifim, orada bir şeyler yaparım” düşüncesiyle yola çıktık. Ama çoğu zaman o, bir hayal olarak kaldı. O zamanın en büyük eleştirilerinden biri, askerliğin yalnızca asker için değil, yakınları için de bir “uzaklık” yaratmasıydı. Ve belki de “yakın” olmayan ilişkiler yüzünden, arkadaşlıklar ve hatta bazı ilişkiler kopabiliyordu.
Askerlik ve 15 Ay: Bir Güçlü Eleştiri Noktası
Hadi, biraz daha derinleşelim. 15 ay askerlik yapan birinin, yalnızca “toplum tarafından” kabul edilen birey olarak yetişmesi de tartışmaya açık bir konu. O dönemde, aslında çoğu kişi, askerliğe gitmeden önce çok “hazır” olduğunu hissediyordu, çünkü hayatını çoktan kurmuştu. Ancak askere gittikten sonra bazı gerçekler, yıllarca edindiğiniz tecrübeleri bir kenara atmanızı gerektirebiliyordu. Örneğin, sivil hayatla askeri hayattaki farklar arasındaki kopukluk sizi bir hayli zorlayabiliyor.
Bugün, askerlik süresi 6 aya düşürüldü, 2010’daki kadar uzun değil, ama aynı zamanda sosyal bir yenilik olarak da gündemde. Ancak, askerlik süresi kısa olsa bile, hala birçok kişi için bu süreç oldukça fazla bir sorumluluk yükü taşıyor. Birçok kişi için, 15 ay askerlik süresi, özellikle fiziksel ve psikolojik anlamda fazla yüklenmeye sebep oluyordu.
Sonuç Olarak: Askerlik Süresi 15 Ay Hakkında Ne Düşünmeliyiz?
Sonuçta, 2010’da askerlik süresi gerçekten de uzun ve zor bir süreçti. Herkesin askere gitmesinin ardında, devlete karşı bir sorumluluk, bir hizmet olduğu savunuluyor. Ama bu gerçekten de hepimizin lehine miydi? 15 ay, bazıları için kişisel gelişim açısından olumlu bir deneyimken, bazıları için ciddi hayal kırıklıklarına yol açabiliyordu. 6 aya indirilen süreyle birlikte, askerlik konusundaki görüşlerimiz de dönemin koşullarıyla değişiyor.
Peki, askerlik gerçekten bizleri sadece bir “vatandaş” olmaya mı zorluyor, yoksa bu süreçte başka ne tür kazanımlar sağlanabilir? Bu sorular, belki de tartışılmaya en açık olanlardan. 15 ayı düşününce, “Keşke daha kısa olsa” diyenlerin sesine kulak vermek gerekmez mi? Herkesin farklı bir bakış açısı olabilir, ama önemli olan bu soruları sormak ve askerlik sistemini gerçekten verimli bir hale getirmek.
Sizce, askerliğin süresi şu anki kadar kısa olsa bile, hala toplumsal baskılar ve sorumluluklar yeterince “bireysel” mi?