E-ticarette En Çok Ne Satar? Bir Gerçeklik, Bir Algı ve Bir Değer Sorgusu Hoş geldiniz! Surapeyzaj olarak E-ticarette en çok ne satar ile ilgili en çok merak edilen ayrıntıları paylaşıyoruz. Bir ekranın parlak ışığına bakarken, parmak ucunun küçük bir hareketiyle milyonlarca ürün arasında seçim yapıldığı bir çağda, “gerçekte ne satılıyor?” sorusu yalnızca ekonomik bir merak değildir. Bu soru, aynı zamanda “neye ihtiyaç duyuyoruz?”, “ihtiyaç dediğimiz şey nasıl oluşuyor?” ve “bir şeyin değerli olduğunu kim belirliyor?” gibi daha derin felsefi katmanlara açılır. Bir düşünce deneyinde, aynı ürünü gören iki kişinin farklı anlamlar yüklediği varsayılsın: biri için bir kahve makinesi yalnızca bir…
Yorum BırakYeşil Tasarım Rehberi Yazılar
Bir Sabah ve Motorun İçinden Gelen Sessizlik Merhaba! Surapeyzaj sayfasında bugün “Araçta kaç adet kayış var” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz. Sabah Kayseri’nin o sert, ama bir o kadar da tanıdık soğuğunda işe gitmek için arabaya bindiğimde hiçbir şeyin farklı olmayacağını sanmıştım. Anahtarı çevirdiğim an motorun sesi her zamanki gibi güçlü yükselmedi. İlk başta önemsemedim. İnsan bazen kendi hayatındaki küçük aksaklıkları bile yok saymak ister ya, ben de öyle yaptım. Ama ikinci denemede o ses geldi. Ne tam bir uğultu, ne de tamamen sessizlik… Sanki bir şey kopmuş gibi, yarım kalmış bir çığlık. O an içimde garip bir boşluk oluştu.…
Yorum BırakBir Şarkının Ardında Kalan İz: “Üşüdüm” Üzerine Bir Arayış Surapeyzaj ailesinin bugünkü konusu Aman ne demek; detayları kaçırmayın. Soğuk bir akşamın ortasında radyodan yükselen bir ses düşünülürse, çoğu zaman kelimelerden önce hissedilen şey hatıradır. Bir fincan çayın buharı, cam kenarında bekleyen bir yalnızlık ya da kalabalık bir evin içinde bile insanın içini üşüten o görünmez boşluk… Tam da bu duygunun içine sızan bir şarkı vardır: Sezen Aksu Üşüdüm’ü kim yazdı? sorusunu yıllardır canlı tutan, yalnızca bir eser değil, aynı zamanda bir duygusal hafıza katmanı. Bir genç için bu şarkı belki ilk ayrılığın sessizliği, bir emekli için geçmişe açılan yavaş bir…
Yorum BırakKarin şeytanı kimdir? Merhaba Surapeyzaj okurları! Bugün sizlerle “Kâru ne demek” konusunu ele alacağız. Ankara’da büyürken geceyi sevmezdim. Özellikle yazın bile olsa cam açık uyuduğum o ince serinlikte, ev sessizleştiğinde zihnim başka bir moda geçerdi. Tavanın köşesine bakar, bazen kendi kendime konuşur gibi düşünürdüm: “Şu anda beni düşünen başka bir şey var mı?” Çocuk aklı işte… Ama yıllar sonra ekonomi okurken veri setleriyle uğraşırken bile aynı sorunun farklı bir versiyonu kafamın bir köşesinde duruyordu. “Karin şeytanı kimdir?” sorusunu ilk kez üniversitede bir arkadaşımın gece muhabbetinde duymuştum. O zamanlar daha çok şehir efsanesi gibi gelmişti. Sonra biraz okuyunca, bu kavramın sadece…
Yorum BırakMerhaba! Surapeyzaj sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Et ne ile yenirse faydalı olur” var. Et Tüketimi, Sofra Kültürü ve Toplumsal Eşitsizlik İstanbul’da yaşayan 29 yaşında biri olarak, bir sivil toplum kuruluşunda çalışırken gündelik hayatın en sıradan görünen anlarının bile ne kadar çok katmanı olduğunu daha net görmeye başladım. Özellikle yemek meselesi… “Et ne ile yenirse faydalı olur?” gibi ilk bakışta sadece beslenme bilgisi gibi duran bir soru, aslında sınıf, erişim, kültür ve toplumsal cinsiyet gibi birçok başlıkla iç içe geçiyor. Sokakta, iş yerinde, toplu taşımada duyduğum konuşmaların içinde yemek hep var. Ama etin sofraya gelişi herkes için aynı anlamı taşımıyor.…
Yorum BırakGüç ilişkilerinin gündelik hayatın en sıradan görünen mekânlarında bile yeniden üretildiği bir dünyada, bir sahil kasabasına “nereye gidilir?” diye sormak aslında iktidarın, kamusal alanın ve yurttaşlığın nasıl örgütlendiğini sorgulamakla eşdeğer hale gelir. Dikili Üzerinden Siyaset Okuması: Mekân, İktidar ve Kamusal Alan Dikili, Ege kıyısında turizm, tarım ve yerel yaşamın iç içe geçtiği bir yerleşim olarak yalnızca bir tatil rotası değil; aynı zamanda yerel yönetim pratiklerinin, kaynak dağıtımının ve toplumsal katılımın gözlemlenebileceği bir siyasal mikro-evrendir. “Dikili’de nereye gidilir?” sorusu bu nedenle yalnızca coğrafi bir yönelme değil, aynı zamanda kamusal alanın nasıl paylaşıldığına dair bir sorgudur. Kent Mekânı Olarak Turizm ve Siyaset…
Yorum BırakSurapeyzaj okurlarına özel bu yazımızda “Karambol hangi dilde” konusunu derinlemesine inceliyoruz. Karambol hangi dilde? sorusunun peşine düşerken Konya’da yaşayan 26 yaşında biri olarak bazı kelimelere takılıp kalıyorum. Özellikle de hem mühendislik okumuş hem de sosyal bilimlere merak sarmış biriysen, kelimeler sadece anlam taşımaz; birer problem gibi karşına çıkar. Çözülmek ister. Parçalanır, incelenir, kökenine inilmeden rahat bırakılmaz. “Karambol hangi dilde?” sorusu da böyle başladı bende. İlk duyduğumda sıradan bir trafik haberi içindeydi. “Yolda karambol meydana geldi” diyordu spiker. Ama ben o an kazaya değil, kelimenin kendisine takıldım. Çünkü zihnimde iki farklı sistem aynı anda çalışmaya başladı. İçimdeki mühendis hemen devreye girdi:…
Yorum BırakKüçük Bir Bedensel Olayın Büyük Kültürel Hikâyesi Bugün Surapeyzaj ile Göze bir şey kaçınca ne yapılmalı arasında kapsamlı bir bağ kuruyor, konuyu farklı yönleriyle açıyoruz. Günlük hayatın içinde en sıradan görünen anlar, bazen insanlığın çok daha derin yapısına açılan kapılar haline gelir. Göze küçük bir toz kaçması, bir kirpik batması ya da rüzgârla gelen görünmez bir parçacığın rahatsızlığı… İlk bakışta yalnızca biyolojik bir refleks gibi görünür. Oysa farklı toplumlara bakıldığında bu küçük olayın bile ritüeller, inançlar ve toplumsal ilişkilerle örülü bir anlam dünyası vardır. İnsanların “ne yapılmalı?” sorusuna verdikleri cevaplar, yalnızca gözle ilgili değil, yaşamı algılama biçimleriyle de ilgilidir. Bu…
Yorum BırakSurapeyzaj olarak bu yazımızda “Kar ayakkabısı neyden esinlenerek yapılmıştır” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar! Kar ayakkabısı neyden esinlenerek yapılmıştır? Köken, doğa ve geleceğe uzanan bir tasarım hikâyesi Ankara’da kış aylarının sertliği hep biraz öğreticidir. Sabah işe giderken buz tutmuş kaldırımlarda dikkatle yürümek, rüzgârın yüzü kesmesi, karın şehri sessizleştiren o ağır hali… Bazen bu şehirde yürürken insan, doğanın karşısında ne kadar küçük olduğunu daha net hisseder. Tam da böyle günlerde aklıma sık sık tek bir soru düşer: Kar ayakkabısı neyden esinlenerek yapılmıştır? Bu soru ilk bakışta basit bir merak gibi görünür ama aslında arkasında doğayla insan arasındaki binlerce yıllık bir uyum…
Yorum BırakRandevu Almadan Göz Muayenesi Yapılır mı? Toplumsal Düzen, Sağlık Hizmetleri ve Görünmeyen Eşitsizlikler Bazen bir sağlık sorunuyla karşılaşıldığında mesele yalnızca tıbbi değildir; aynı zamanda beklemek, sıraya girmek, izin almak, uygun zamanı kollamak gibi gündelik hayatın ritmine sıkışmış sosyal bir deneyime dönüşür. Gözde ani bir bulanıklık, batma hissi ya da basit bir kontrol ihtiyacı… Tam o anda akla düşen soru çoğu zaman teknik olmaktan çıkar ve daha insani bir şeye dönüşür: randevu almadan göz muayenesi yapılır mı? Bu sorunun cevabı yalnızca sağlık sisteminin işleyişinde değil, toplumun nasıl organize olduğunda, kimlerin hangi kaynaklara ne kadar hızlı erişebildiğinde ve hatta kimin “bekleyebilen” olarak…
Yorum Bırak