AGE Nedir Kaynak? Kendi Yaşadığımız Yolda Biraz Hızlı Bir Bakış!
Herkesin yaşadığı bir dönem vardır, o an kafanda binlerce soru, merak ettiğin şeyler ve cevapsız kalan sorularla dolu olursun. Ama bir soruyla karşılaşmışsındır ki, bu soruya verilen cevap bir türlü çıkmaz. AGE nedir kaynak? işte tam da böyle bir soru. Eğer ben de bu soruyu sürekli kafamda sorgulasaydım, belki de bir ömür boyu cevapsız kalırdı. Ama merak etmeyin, bunu sorgularken aslında çok eğlenceli bir yola girmiş oldum. Hadi gelin, bir yolculuğa çıkalım!
AGE’nin Derinliklerine Yolculuk
İzmir’de yaşamın hızı malum, ne kadar sakin olsa da insan zaman zaman ne yapacağını şaşırıyor. Günlerden bir gün, arkadaş grubumla bir kafede otururken konu aniden AGEye geldi. Düşünsenize, birdenbire “AGE nedir kaynak?” sorusu ortaya atıldı. Hepimiz biraz durakladık. Benim gibi sürekli espri yaparak ortamı neşelendiren biri için bile bu soru başta biraz şaşırtıcı oldu.
İlk tepki şöyleydi:
“Ya arkadaşlar, AGE’nin ne olduğunu bilmiyor musunuz? İnsan yaşlanınca oluşan doğal bir şey mi?”
Arkadaşım Arda, elindeki kahveyi yudumlarken gözlüklerini düzeltti ve devam etti:
“Bence bir tür gizli ajan organizasyonunun adı olabilir. Şirketten sırları sızdırmaya çalışan bir grup…”
“Evet,” dedim, “ama sadece kahve içen ajanlar!”
Her şey bir yana, ama AGEnin ne olduğunu anlamadan gerçek yanıtı bulmak oldukça zordu. O kadar karmaşık bir soru gibi gözüküyor ki, sanki bir biyolojik terimle karşı karşıyaymışım gibi hissettim.
AGE: Yaşlanma ve Zamanın İzleri
İçimdeki derin felsefi insan devreye girdi ve araştırma yapmaya karar verdim. Anladım ki, AGE, aslında “Advanced Glycation End-products” yani gelişmiş glikasyon son ürünleriymiş. Hayatın bize verdiği bazı şeyleri doğru anlamadan, sonuçları nasıl aldığımıza bakmadan yaşadığımız bir tür sonuçtur. Anlayacağınız, bu konu kimyasal bir mesele. Vücudumuzun içerisinde şekerlerin, proteinlere bağlanması sonucu oluşan bu ürünler, zamanla yaşlanmamıza ve sağlığımızın bozulmasına neden oluyor.
Evet, evet… Tam olarak buradayız: Zamanın acımasızca vücudumuza yaptığı etkilerle karşı karşıyayız. Şekerler, proteinleri yakalayarak adeta onlara dans ettiriyor ve yaşlanma sürecini hızlandırıyorlar. Bu, bilimsel bir açıklama, ama biraz daha basitçe söylersek, işte bu: Zamanın bozulmaz bir kanunu, tatlılarla dolu bir geleceğe doğru yol almak! Yani o tatlıları çok yediğimizde, yaşlanmamıza yardımcı oluyoruz. Aslında tatlılar, hayatı daha tatlı kılıyor, ama o kadar da tatlı değilmiş!
AGE Nedir Kaynak? – Günlük Hayattan Bir Sahne
Yine bir gün arkadaş grubumla dışarıda yürüyorduk. Derken, birdenbire Arda, gözlüğünü takıp “AGE nedir kaynak?” dedi. Bu kez biraz daha fazla düşünüp, rahatça cevapladım:
“Dostum, bu işin matematiği çok basit. Çok tatlı yediğimizde, aslında AGE’leri artırıyoruz. Yani… Şekerin yaşlandırma etkisi. Bunu şöyle düşün: Dondurman ne kadar iyi olursa, o kadar çok AGE oluşur. Eğer şeker senin dostunsa, AGE de senin yol arkadaşın olur!”
Arda bana bakarak başını salladı, sonra ciddi bir şekilde:
“Evet, ama tatlılar yine de en güzel şeyler! Hangi yaşta olursak olalım, tatlıyı bırakmam!”
Bu noktada içimdeki bir başka ses devreye girdi ve bana şöyle dedi:
“Bunu hepimiz yapıyoruz, değil mi? Bilerek yaşlanıyoruz aslında ama durumu kabullenmek işin en zor kısmı.”
AGE ile Barış Yapalım
Tabii, her ne kadar bu biyolojik karmaşıklık yüzünden kafamız karışsa da, AGE aslında sadece bir uyarıcıdır. Bir yandan yaşlanmamızın ve vücudumuzun değişen yapısının bir göstergesi olsa da, diğer yandan da bu yaşlanmayı sadece bir yavaşlama olarak görmemenin gerektiğini hatırlatıyor. Hadi ama, biraz eğlenmek de gerek! Yani evet, şekerli yiyecekler bazen başımıza bela olabilir, ama hiç de olmasa bir yaş daha büyümenin tadını çıkaralım, değil mi?
Kısacası, AGE nedir kaynak? sorusuna verilen cevabın derinliği bir noktada kabul edilebilir. Hayatın ilerleyen zamanında yaşadıklarımız, genetik yapımız, çevremizdeki her şey bize bu karmaşık yanıtı getiriyor. Ama unutmamalıyız ki, bu da aslında doğanın güzel bir planı. Şekerlerin, yaşlanmanın, vücudun karmaşasının ve gülüşlerin bir parçası!
Evet, bir yandan olgunlaşıyoruz, bir yandan da her geçen gün biraz daha “AGE”li hale geliyoruz. Ama, iyi tarafını görmek gerek! Eğer şeker bizi yaşlandırıyorsa, tatlıların tadını çıkarırken de bu sürecin ne kadar eğlenceli olduğunu unutmayalım!
Ve bu kadar ciddi düşünmem gerekmezdi, sanırım biraz şekerli kahve içerken bir sonraki yazıya kadar yaşlanmanın tadını çıkaracağım!