Teslim Süresi 48 Saat Ne Demek? Bir Genç Yetişkinin Gözünden
Herkesin hayatında en az bir kez karşılaştığı o büyük soru: “Teslim süresi 48 saat ne demek?” Ve, evet, genellikle “48 saat”in ne anlama geldiğini anlamaya çalışırken, içimizde bir yerde küçük bir panik başlar. Hani “tamam, iki gün, kolay iş” derken, aniden geçen her saniye, bir dakikadan daha fazla gibi hissettirmeye başlar. İzmir’de yaşıyorum, genç bir yetişkinim ve etrafımda sürekli her şeyin teslim süresi var. Gerçekten, insan bazen teslim süresi 48 saat olan bir şeyin, aslında ne anlama geldiğini sorguluyor.
“48 Saat” Gerçekten Ne Demek?
Bir düşünün, “Teslim süresi 48 saat ne demek?” dendiğinde ne hissettiğimizi hepimiz az çok biliyoruz. O kadar basit bir şey ki; aslında “İki gün” demek. Ama ya bir işi yaparken, gerçekten teslim süresi 48 saati geçirdiyseniz? İşte o zaman işler karışıyor. Sanki bir şeyler çığrından çıkıyor ve o 48 saat, saatler geçtikçe daha da uzun hale geliyor.
Bir örnekle açıklayalım. Düşün, hafta sonu bir arkadaşım bana teslim etmesi gereken projeyi gönderiyor. “Bu hafta sonuna kadar hallet, teslim süresi 48 saat.” İlk bakışta “Vay be, 48 saat! O kadar uzun zaman ki, sanki koskoca bir yıl gibi!” diye düşünüyorsun. Ama sonra fark ediyorsun ki, bu 48 saat aslında aniden kısalmaya başlıyor. İlk birkaç saat gayet huzurlu geçiyor, “Hala çok zamanım var” diyorsun. Ama sonra, 24 saat sonra, içindeki “günü-kurtarma” dürtüsü devreye giriyor. “İki saatte hallederim” diyerek, ertesi günün sabahında panik içinde ne yaptığını sorgulamaya başlıyorsun. Durum biraz karmaşıklaşmaya başlıyor, değil mi?
“Bir Gün Kaldı, Bir Şeyler Yapmam Gerekiyor!”
Ve bir gün kalıyor. Bu, tam olarak teslim süresi 48 saat olan bir işin 47. saatinin sonlarına doğru hissedilen anlık ruh hali. O an içimdeki ses tam olarak şöyle diyor:
“Peki ya şimdi? İki saatte nasıl halledeceğim? Hedefim ne? Herkes bana “çok basit” diyor ama ben içimden ‘Bu kadar kolay bir iş olsa, sabah 9’daki sunumumdan sonra her şeyi bitirmiş olurdum!’ diye geçiriyorum. Ya da ‘Hadi bakalım, şimdi bir çılgınlık yapıp 3 saat uyuyup sonrasında teslim ederim!’ diye düşünüyorum.”
Sonra bir şekilde teslim ediyorsun ama zamanla arandığında, yediğim yemeği, yazdığım her bir kelimeyi sanki bu teslim süresi baskısı altında yapmış gibi hissediyorsun. Biraz da iç sesin “Ne kadar kolayca bitti, demek ki 48 saat gerçekten rahat bir süreymiş” diyor. Ama biliyoruz ki, o saniyeler hızla geçiyor, hele de teslim süresi 48 saat geçtikten sonra.
Gerçekten 48 Saat Ne Kadar? Bir Akıl Oyununa Dönüşüyor
48 saat, bazen gerçekten sadece bir sayıdır. Ama “sadece” derken, hem de ne kadar tuhaf bir şekilde zamanın içine hapsolmuş oluyorsun. Başlangıçta, evet, mantıklı, ama işin içine bir miktar kaygı, biraz daha sıkıştırılmış zaman ve “sadece 48 saatte her şeyi nasıl bitirebilirim?” soruları girdiğinde, bu sürenin ne kadar geçtiğini fark bile edemiyorsun.
Mesela bir gün, bir arkadaşım bana 48 saatlik teslim süresi verdiğinde, her şey yolundaydı. İşler biraz dağılmaya başlayınca, içimden şunu dedim: “Bu kadar kısa sürede ne yapabilirim ki? Belki uyuyarak zaman geçer, sonra olur diye bir şeyler yaparım.” Kısacası, teslim süresi 48 saat dediğinde, o zaman dilimi sanki her şeyin olduğu kadar gergin ve karmaşık bir hale gelmeye başlıyor.
“Teslim Süresi 48 Saat” Çalışırken Zihnimin İçindeki Diyaloglar
Tabii, her şeyin sonunda teslim ediyorsun, ama o teslim anına kadar yaşadığın içsel çatışma öyle bir şey ki, anlatamam. İşte bu diyalogları, hepimiz zaman zaman yaşarız:
Ben: “Tamam, sadece iki günüm var, bunu yapabilirim.”
İç Sesim: “Ama ya yapamazsan? Ne yapacaksın? Zamanı hızla kaybediyorsun, hızlan!”
Ben: “Hadi ama, çok zamanım var, her şey yolunda.”
İç Sesim: “Yoo, bence panik yapma, çok geç kalabilirsin. Yine mi teslim günü son dakika?”
Sonra, gerçekten teslim süresi 48 saatin sonunda, teslim ettiğinde ve birden rahatlamış hissediyorsun. Ama bir dakika… Sanki 48 saat değil, 48 dakika gibi olmuştu. “Neden böyle oldu?” diye düşünüyorsun. O yüzden diyorum ki, “Teslim süresi 48 saat” aslında zamanın göreceli bir ölçüsü. Sadece sayılarla ölçülen bir şey değil. Zihninizin içindeki o küçük tedirginlik anları, zamanın nasıl hızla akıp gittiğini gösteriyor. Sonunda bir bakıyorsun, “Evet, teslim ettim ve bitti” diyorsun. Ama her şeyin başı 48 saatin nasıl geçtiğini sorgulamak olmalı.
Sonuç: Teslim Süresi 48 Saat, Ama Gerçek Zamanın Hızı?
Özetle, “Teslim süresi 48 saat ne demek?” sorusu, aslında herkesin kendince bir cevabı olduğu bir soru. Kimi için 48 saat kocaman bir zaman dilimi, kimisi içinse sadece 48 dakika. Ve ben şunu öğrendim: Teslim süresi iki gündür. Ama başarmak için tek bir şey gereklidir: Zamanı doğru kullanmak. Gerisi, o an ne kadar hızla geçmişse, o kadar kolay! Hadi bakalım, işinizi yaparken bir de zamanla yarışın!